G-GNF0CWY87F
top of page

Milli Saraylar | Yıldız Çini ve Porselen

Türk çini sanatını canlandırmak, yeni bir yön ve hız vermek amacıyla Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) tarafından 1891 yılında Yıldız Sarayı bahçesinde Yıldız Çini Fabrika-i Hümâyûnu adıyla kurulmuştur. Üretime başlayan Fabrika, 1894 depreminde zarar görmüş, aynı yıl İtalyan Mimar Raimondo d’Aronco’ya yeniden yaptırılmıştır. Sultan II. Abdülhamid’in sanata olan ilgisi, Batı ülkelerini görüp yeni teknolojilerin ülkeye getirilme isteği, Anadolu'da yüzyıllar boyunca geliştirilmiş olan çini ve seramik sanatının yeniden canlandırılması düşüncesi, bu fabrikanın yapımında etkili olmuştur. Fabrikanın kuruluşunda gerekli olan ileri teknoloji, her türlü malzeme ve kalıp, Fransa'daki Sèvres ve Limoges fabrikalarından getirilmiştir. Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası’nda üretilen eserlerin tümünde, fabrikanın orijinal amblemi olan ay-yıldız damgası ve eserin üretildiği yıl yer alır. Bazı eserlerde de, sanatçının adı, Osmanlı arması, sultanın adının baş harfleri ve tuğrası bulunmaktadır. Hereke Fabrikası gibi bir imparatorluk fabrikası olan Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası’nda üretilen porselenler, öncelikli olarak son dönem saray, köşk ve kasırların dekorasyonunda kullanılmış ve hediye olarak yabancı hanedanlara sunulmuştur. Fabrikada birçok yerli ve yabancı sanatçı çalışmıştır. Bu sanatçıların en önemlilerinden biri olan Halid Naci, padişah tarafından yetiştirilmek üzere Sèvres Porselen Fabrikası'na gönderilmiştir. Burada çini ressamlığı öğrenen Naci, Yıldız Çini Fabrikası baş ressamlığına atanmış, fabrikanın resim ve süsleme işlerini uzun yıllar idare etmiş, birçok esere imzasını atmıştır. Fabrikanın kurulduğu ilk yıllarda üretilen eserler, form ve bezeme açısından Fransız porselenlerinin etkisindedir. Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası’ndaki üretim, 1909 yılında, Sultan II. Abdülhamid’in tahtan indirilmesiyle durdurulmuştur. Bu dönemde Müze-i Hümâyûn Müdürlüğü'ne bağlanan fabrikanın yeniden üretime geçmesi için Müze-i Hümâyûn Müdürü Osman Hamdi Bey girişimlerde bulunmuştur. 1910 yılında Osman Hamdi Bey'in ölümüyle Halil Edhem Bey, Yıldız Çini Fabrika-i Hümâyûnu'nu yeniden çalıştırma hazırlıklarına başlar ve 1911 yılında fabrikada yeniden üretime geçilir. Birinci Dünya Savaşı'nda (1914-1918) ülkenin gereksinim duyduğu telefon ve telgraf izolatörleri için porselen fincanların üretimi yapılmıştır. Cumhuriyet Dönemi’nde bir süre Sümerbank çatısı altında üretimini sürdüren fabrika, 1994 yılında Millî Saraylar Daire Başkanlığı’na bağlanmıştır. Günümüzde T.C. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlı bir müze-fabrika olarak benzerleri arasında özel bir konumu olan Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası, bir yandan porselen eşya üretimini sürdürmekte, öte yandan da kuruluş yıllarında yaptığı ürünlerin replikalarını üreterek bir dönem estetiğinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak projeler geliştirmektedir. Bu ürünler Millî Saraylar bünyesindeki satış mağazalarında ilgililere sunulmaktadır. Fabrikanın logosu yenilenerek, marka koruma hakkının alınabilmesi için Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) yapılan başvuru kabul edilmiş ve 28 Ağustos 2009 tarihinden itibaren 10 yıl süreli olmak üzere belge tescili yapılmıştır.



18. yüzyılda Avrupa’da gelişen sanayileşmenin Osmanlı’da yansıması olarak fabrikalar açılmaya başlanmıştır. Küçük atölyeler, işletmeler satın alınarak hem geleneksel üretimler hem de batılı formlar bir arada kullanılıp geliştirilerek çağı yakalayan bir süreç söz konusudur. Bu süreçte açılan fabrikalardan Hereke Fabrikası ile Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası Osmanlı’da sanayinin gelişimi açısından en önemli oluşumlardır.

Porselen üretiminin Osmanlı’daki tarihi 18. Yüzyıl başlarını işaret eder. İstanbul’un Beykoz, Galata ve Balat gibi semtlerinde küçük çaplı atölyelerde üretimin ardından Sultan Abdülmecid döneminde 1845’te Beykoz semtinde bir porselen fabrikası kurulmuş fakat çok uzun ömürlü olamayan fabrika 1870’lerde kapatılmıştır.


Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası’nın kuruluş hikâyesi ise Sultan II. Abdülhamid dönemine denk gelir. Sanata hem bir sanatsever hem de icracı olarak büyük önem veren, marangozluğa olan ilgisi ve bu alandaki üretimleriyle zanaati de destekleyen bir padişah olan II. Abdülhamid 1890’ların başında Yıldız Sarayı’nın dış bahçesine Yıldız Çini Fabrika-ı Hümayunu’nu kurdurmuş, fabrika 1894 yılında üretime başlamıştır.


Yıldız Porselen Fabrikası’nda Doğu-Batı Sentezi


Fabrikanın kuruluşunda dönemin Fransa Büyükelçisi Paul Cambon’un da etkili olduğu biliniyor. Fikri hayata geçirirken malzemeler ve makineler Fransız Sèvres ve Limoges porselen fabrikalarından getirilmiş, fransız ustalar çağırılmıştı. İlk müdürü de fransız olan fabrikanın ürünlerinde estetik açıdan fransız porselenlerinin etkisini görmek mümkündür. Özellikle fabrikanın ilk ürünlerinde bu daha çok hissedilir.


Sarayın ihtiyacı olan tabak, fincan, kupa, tepsi gibi gündelik eşyalardan süs eşyalarına pek çok alanda üretim yapan fabrikada zaman içerisinde Osmanlı geleneksel süslemeleri ve motifleri de ön plana çıkmaya başlamış, batılı ve doğulu estetik anlayışlarının bir aradalığıyla ortaya çok zarif ve benzersiz eserler çıkmıştır. Bu anlamda Osmanlı porselenlerini tek bir kalıba sokmak çok mümkün değildir. Bezeme ve form olarak çeşit çeşit üslubun bir arada kullanıldığı bu eserlerde Barok’tan Rokoko’ya, Antik motiflerden Osmanlı motiflerine kadar pek çok farklı detayı birlikte incelemek mümkündür.

Eserlerin üzerinde çoğunlukla ilhamını doğadan alan tasvirler görülmektedir. Bir çiçek ya da kuş motifinin yanı sıra bir İstanbul manzarası, bir orman peyzajı da çini resimlerinde karşımıza çıkabilmektedir.

Fabrikadaki porselenlerin üretiminde hem yerli hem de yabancı sanatçılar görev almıştır. Halid Naci ve A. Nicot başta olmak üzere Ömer Adil, Ali Ragıp, F. Zonaro, Tharet gibi isimler de eserlere imzasını atmış önemli ressamlardır.

Bu isimlerin içinde Halid Naci’nin fabrika için apayrı bir önemi söz konusudur. Sultan II. Abdülhamid, Halid Naci’yi çini ressamlığı üzerine öğrenim görmesi için Fransa’ya Sèvres Fabrikası’na göndermiştir. Dönünce fabrikanın başressamlığına geçen Halid Naci’nin bugün Milli Saraylar’a bağlı yapılarda görülebilecek porselen eserleri, porselen koleksiyonunun en kıymetli parçalarındandır.


Porselenlerin içerisinde bir diğer önemli takım, üzerine II. Abdülhamid’in latin harfleriyle adının baş harflerinden oluşan monogramının işlenmiş olduğu sofra ve fincan takımlarıdır. Bu takımlar hem özel olarak üretilmiş hem de sınırlı sayıda üretilmiştir.


Üretilen porselen eserlerin üzerinde, fabrikanın orijinal amblemi olan ay-yıldız bulunmaktadır. Bazılarında eserin bir köşesinde ya da alt kısmında sanatçının adı, üretim tarihi gibi detaylara da yer verilmiştir.

II. Abdülhamid’in ölümünün ardından üretimi duran fabrika 1911’de yeniden açılmış; fakat ardından patlak veren Birinci Dünya Savaşı sebebiyle yeniden üretimi durmuştur. Uzun yıllar sonra 1959’da Sümerbank’a bağlanan Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası 1994’ten bu yana Milli Saraylar’a bağlı yapılardan biridir.


Porselen eserlerin nadide örneklerini bugün Dolmabahçe Sarayı’nın Medhal, Muayede salonları ve Yazı Mahalli gibi pek çok köşesinde görüp incelemek mümkündür.



Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page